• deryayildiz81@gmail.com
  • Yorum yapılmamış

Gelecek Endişesinden Kurtulmak Mümkün(Mü)?

Geleceğe dönüş filmi ile büyüyenler doktor Emmett Brown’un arabası ile yaptığı zaman yolculuklarını özenerek ve kendilerini o arabanın içinde hayal ederek izlemişlerdir mutlaka.

Bedenlenlerimiz henüz zaman yolculuğu yapamıyor ancak zihnimiz, hiçbir araca ihtiyaç duymaksızın sürekli geçmiş ya da geleceğe bizi götüren zaman makinası gibi. Fakat zihnimizin bizi götürdüğü geçmiş de her zaman gerçekçi ya da objektif olmayabilir…

Üzerinden geçen zamanla birlikte beynimiz hatırlamak istediklerini hatırlayarak ve kopuk parçaları dilediğince birleştirerek bize çarpıtılmış bir geçmiş sunuyor. Aynı olayı yaşamış kişilerle bir araya geldiğimizde bile çok farklı hikayeler anlatırken bulabiliyoruz kendimizi. Gelecekle ilgili zihnimizin bize söyledikleri de benzer bir çarpıklık içerebiliyor. Özellikle değişim süreçlerinde, belirsizlik hissettiğimizde ya da ruh halimizi olumsuza çeken bir durumla karşılaştığımızda bilinçaltımız bizi sabote eden, abartan ve sürekli kaygıda tutan iç sesimizi devreye sokabiliyor. Bu iç sesimizin en büyük özelliği ise çok iyi bir hikaye anlatıcısı olması. Gelecekle ilgili bize anlattığı hikayelerde “Yeni işimde ya başarılı olamazsam?”, “Ya kimse beni sevmezse ve yalnız kalırsam!”, “Ya mutsuz olursam?”, “Ya parasız kalırsam?”, “Ya hayal ettiklerimi gerçekleştiremeden yaşlanırsam?” benzeri milyonlarca senaryonun oluşturduğu bir  endişe bulutu dolanıyor. Genellikle de soyut olan bu endişe bulutu sürekli üzerimize yağmur yağdırıyor. Endişe, kararında olduğu zaman bize fayda sağlayan bir duygu. Bu duygu sayesinde işlerimize yetişebiliyor, bir toplantıya zamanında gidebiliyor, sağlığımıza dikkat ediyoruz. Fakat gelecek endişemizin bize söyledikleri  “Bu senaryodan yüksek puanlı bir bilimkurgu filmi çıkardı” boyutuna geldiği zaman Kaygı Bozukluğu üzerine psikolojik destek almak en doğrusu. Bu yazıda değindiğimiz yöntemler, her bireyin hayatta sıklıkla karşılaştığı gündelik endişe bulutlarına yönelik, ki bu konuda bazı koçluk yöntemleri ve pozitif psikoloji uygulamaları bize destek olabiliyor. Pozitif psikoloji, bireylerin ve toplumların fiziksel ve  psikoloji sağlıklarını sürdürmeye odaklanan ve bu çerçevede esenliğimizi arttırmak adına uygulamalar sunan bir bilim dalı.

Kendi Hayatınıza Dahil Edebileceğiniz Birkaç Koçluk ve Pozitif Psikoloji Uygulaması

Endişenizin Kaynağını Bulun:

Size korkunç bir canavar gibi görünen endişe yaratan durumu netleştirdiğinizde genellikle gerçeğin korktuğunuz kadar kötü olmadığını fark edeceksiniz. “Şu an ne için endişe duyuyorum? Bu endişe bana nasıl bir mesaj veriyor? Endişeyi biraz azaltmak için şu an ne yapabilirim, bana  ne iyi gelir?” gibi güçlü sorular bu derinliği yakalamanızı sağlar. Cevap ise, hazırlık yapmak, geçmiş başarıları düşünmek, kendinize “en kötü ne olabilir?” diye sormak ve perspektif değiştirmek olabilir. Endişe ettiğiniz durum, bir hafta yapacağınız sunu, yöneticinizle gerçekleştireceğiniz önemli bir konuşma gibi somut bir olaya dairse, kısa bir imgeleme çalışması yapabilirsiniz. Gözünüzü kapatıp zihninizde o günü canlandırmak, kendinize dışardan bakmak, sunumunuz yada konuşmanızın dilediğiniz gibi gittiğini hayal etmek ve bittiği anı görerek  hislerinize bakmak işe yarayacaktır. Bilinçaltımız endişe ettiğimiz olayların sonsuza dek süreceğine dair bir algıya kapılır. Biteceğini hayal etmek genellikle endişemizi azaltmaya yarar. Endişe ettiğinizde kendinize “Bundan korkmasaydım ne yapardım? Nasıl biri olurdum?” diye sorabilir ve öyle davrandığınızı da zihninizde hayal edebilirsiniz. Eğer zihninizde bir şeyi tam olarak yapmayı başarırsanız, gerçek hayatta da yapmayı mümkün kılarsınız.

Odağınızı Kontrol edin ve duygularınızı yönetin

Bisiklet sürerken olduğu gibi hayatta da baktığımız yere gideriz. Odağımızda endişe varsa, tüm enerjimizi oraya aktarırız ve genellikle endişe ettiğimiz şey başımıza gelir. Duygularımızın farkına varmayı ve yönetmeyi öğrendiğinizde, onların bizi ele geçirmesini engelleyebiliriz. Endişe ve korku muhteşem öğretmenlerdir ve yendiğiniz her korku sizi muzaffer kılar. Endişe ve korku da dahil tüm duygular anlıktır ve biz onları yanımızda sürüklemeyi seçmediğimiz sürece 1-2 dakika içerisinde bedenimizi terk ederler. Bilimsel araştırmalar, olumsuz bir duygu hissettiğinizde bu duyguyu tanımlamanın o duygunun etkisini azalttığını kanıtlamıştır. Tıpkı düşünceler gibi duygular da bizi tanımlamaz, dolayısıyla duygunuzu ifade ederken “endişeliyim” diye kendinizi etiketlemek yerine “Şu an xyz konusunda endişeli hissediyorum” şekilinde ifade etmeniz o duygu ile başa çıkmanızda size destek olacaktır. Neye ihtiyacımız olduğunu en iyi kendimiz biliyoruz. Dinlemeye açık, yargısız olduğumuzda aslında kendimizi duymamamız için bir neden yok.

Bilinçli Farkındalılık (Mindfulness)

Endişe duygusu bizi bulunduğumuz “an”dan çıkarır. Mindfulness olarak anılan ve Türkçeye bilinçli farkındalılık ya da anda olmak olarak çevrilen akımın endişe ve kaygıyı azaltma konusunda etkisi büyük. Mindfulness uygulamalarını hayatınıza dahil ederek gelecek endişenizi azaltmanız mümkün. Gün içinde belli zamanlarda çevrenize bakarak kendinize şu soruları sorabilirsiniz: “Neredeyim? Etrafımda neler var? Hangi renkler, hangi kokular? Havanın bıraktığı tat, his nasıl?” Zaman zaman sıradan nesneye odalanmak ve onunla ilgili daha önce fark etmediğiniz şeyleri görmek için gerçekten bakmak  o “an”a gelmenize yardımcı olabilir. Bazen nefesinize odaklanmak da yetebilir. “Anda olma” konusunda çocuklardan öğrenecek çok şey var çünkü onlar geçmiş pişmanlıklar ve gelecek kaygılardan arınmış olarak hep bulundukları andadırlar. Duygularına tutunmazlar ve o yüzden bir an hıçkıra hıçkıra ağlarken, bir sonraki an kahkahaya boğulduklarını görmeniz mümkündür. Henüz kendi gelecek senaryolarını yazamaya başlamadıkları için bunu yapabilirler.  Unutmayın, her an eşsiz ve içinde bulunduğunuz “an”ı bir daha yaşamayacaksınız.

Yazıyı buradanda okuyabilirsiniz.

Deniz Hüsrev

 

 

Bir Cevap Yazın